15 Mart 2013 Cuma


bu fotoğraf bugün beni kendime getirdi! 
adam asker yahu, ölüme giderken gülüyor, dil çıkarmış şebeklik yapıyor! 
bense mutsuzluğu acıyı tatmış, onu sevmiş, onu benimseyip bir parçam olarak kabul etmişim
yok artık öyle sevgili kendim!
beni deli etme olmaz mı? kendi kendine sorunlar çıkarıp beni de alet etme lütfen!
her neyse onu kaale alıp da tehditler savurmaya değmez! 
bugün kendime ve Ankara'ya inat mutlu olacağım :)

13 Mart 2013 Çarşamba

evlilikler nasıl yürüyor
evliliklerini yürüten kadınlar erkeklerine göz mu yumuyorlar sürekli?
çorabı saçma sapan bir yere çıkarıp attıklarında, diş macununu ortadan sıktıklarında, güzel bir kadın geçerken çapkın çapkın ona kur yaptıklarında, hatta aldatıldıklarında?
gözünü kapatıp bunları görmeyen kadın mı sürdürüyor yalnızca evliliğini...
bunlara katlanmamayı seçen kadın o adamı bırakıyor ve hayatına devam ediyor.
peki erkekler neden bunu yaparlar.
neden beraber uyumak için (kimsenin silahla zorla yaptırmadığı) kendi hür iradeleriyle seçtikleri karılarını aldatırlar onlara kötü davranmaya onları anlamamaya başlarlar?


Bazen “biz”le başlayan cümleler duymaya ihtiyacımız var.
Sinemaya gitmeliyiz, hafta sonu atlayıp bir yerlere gitmeli bütün günü baş başa geçirmeliyiz, yazın mutlaka burada tatil yapmalıyız…
Çok yalnızız, aslında buna kendimizi alıştırdık ve bu yalnızlıkla mücadele edebiliyoruz, hayatımızı engellemesine izin vermiyoruz çoğunlukla. Hatta bunu bir kalkan olarak kullanıyoruz, güçlü görünmemizi sağladığı için. Ama an geliyor tek başına uyumak zorunda olmak çok acı veriyor. Yok, hayır yalnızlığı kabullenmediğimizden değil işte, buna, bu sevgiye ihtiyacımız olduğunu bazen günlük uğraşlarla kapatamıyoruz sadece.
Ama ardından şöyle düşünüyoruz acımasızca, biriyle seviştikten sonra onun bize sarılıp uyumasına izin verirsek, buna alışabiliriz (ya da buna benzer başka şeylere) ve bu bize daha sonrasında yalnız uyumaktan çok daha fazla acı verebilir. Kaşlarımızı çatar, yastığımıza sımsıkı sarılır, uyumaya zorlarız kendimizi. Ben güçlü bir kadınım başka biriyle uyumaya ihtiyacım yok, der kaparız gözlerimizi kabullenmediğimiz acı gerçeklere.
Bir de şöyle bir şey vardır ki, neyin gerçek, neyin mantıklı olduğuna karar vermemizi zorlaştırır iyice, bir ilişkide olsak da temelde yalnız olduğumuz gerçeği.
Öyle evet, aslında hep yalnızız "üstelik mezarımızda tamamen yalnız olacağız" peki kabullenmek zorunda olduğumuz bu gerçek yüzünden derin duygularımız kamçılamak zorunda olmak çok zor değil mi?
Yapmayın bu gerçekten çok zor…
Bugün hava inanılmaz güzel mesela ama biz böyle güneşli bir günü "sevdiğimiz adam"la el ele tutuşarak, bir banka oturup tatlı tatlı öpüşerek geçirmek yerine, “arkadaşlarımız”la geçireceğiz. Onlarla kendimizi aptal alışveriş merkezlerine tıkacağız, sonrasında aptal bir yemek sonrasında, belki sinema, ya da bahçeli de üç beş (bilmiyorum artık kaç tane) tekila ve gecenin sonunda yeni tanışılan adamların numaraları ellerimizde eve dönüp yalnız başımıza o soğuk yatağa gireceğiz. Evet, yatağa girerken yeterince sarhoş olduğumuz için o an koymayacak bu bize...
Ama daha ne kadar sürecek bu...





11 Mart 2013 Pazartesi

kızlar bir dinleseniz beni


Sokakta mal mal yürürken güzel bir milyon tane kız görmekten çok sıkıldım artık 
aaaaa hepiniz güzel olmak zorunda değilsiniz! bu ne abi herkes bakımlı rujlar parfümler en son trend kıyafetler ayakkabılar…
Hepiniz gerçekten bu kadar zengin misiniz? Yazık o kıyafetlere vs. dökülen paralara. Bir de o elinizdeki son moda “telefonlar”a ben deli oluyorum. Aya falan çıktılar eyvallah da o telefonlar nasıl şeyler yahu, aklım almıyor küçücük aletin yapabildiği onca şeyi!
Çok geri kaldım ben çok!
Benim idarelik tatlı mı tatlı telefonum bok çukuruna düştü. Elime poşet geçirdim, böyle eğildim sakince aldım, yıkadım, özenle pirincin içine yerleştirdim, kurumaya bıraktım. Zavallıyı hala kullanamıyorum hiçbir zaman da kullanamayacağım sanırım.
Neyse konu bu değildi değil mi? Konu şu inanılmaz güzel kızların, bilinçsizce düzenledikleri sokak defileleriydi. Özenle saatlerce hazırlanıyorlar kızlar bunun için, öyle üstün körü iki cümle söyleyip kapatırsam çok ayıp etmiş olurum sanırım.
Neden  kıyafetlere vs. dökülen  paralara yazık dedim biliyor musunuz ilk başlarda? Çünkü çıldırmış gibi alışveriş yapıyorsunuz, güzel olmak, güzel kokmak için milyonlarca lira harcıyorsunuz ve sokağa çıkınca böyle ağzınızı ayırıp zavallı zavallı hareketler yapıyorsunuz. (Yürümeyi falan unutuyorsunuz sizden daha güzel olduğunu düşündüğünüz başka bir kızla karşılaşınca mesela.)
Abi bazılarınız para içinde yüzüyorsunuz ve inanılmaz güzel şeyler giyiyorsunuz şimdi eyvallah şahane ama o ne ya öyle hala ezik ezik dik durarak yürüyemiyorsunuz! Çıldırdınız mı siz. Dik durun, gülün, ışık saçın, etrafınızdakiler size baksınlar şöyle bir güzel hatunmuş desinler! Bu ne tevazu, ne bu korkaklık yapmayın böyle Allah aşkına.
Zavallı benim gibi orta bütçeli arkadaşlarım da, aldıkları şahane ayakkabıları giyemiyorlar mesela buna ne demeli şimdi! Ayakkabılara bir şey olacağından değil, nerede giyeceklerini bilemediklerinden! E bizim de problemimiz bu işte, her dakika dışarı çıkamıyoruz parasal nedenlerden ötürü, çıktığımızda da öyle lüks yerlere gidemiyoruz, e o ayakkabılar da dolapların içinde yalnız ve mağrur eskimeye bırakılıyorlar…
Geçenlerde nasıl gaza geldiysem gittim “Mac cosmetics”ten alışveriş yaptım. Ondan beri sırtımı doğrultamıyorum desem?
Sürekli değişen meslek seçimlerim yüzünden gittiğim bir kursun da parasını bir yıldır ödemiyordum! E sıkışığım ya bu da üzerine geldi tabi ne olmasını bekliyordum ki! Bugün kaç tane arkadaşımdan borç aldım ve parayı birleştirdim, akşam gidip onu ödeyeceğim! Mahvoldum ben…
Yine dağıttım konuyu biliyorum ama çok dertliyim işte ne yapayım.
Size sesleniyorum düşük, orta, yüksek bütçeli kızlar ne giyerseniz giyin lütfen kendinize yakıştırın şunları! Adamlar sizinle sevişmek için deli olsunlar mesela, yapın bunu, güzelsiniz sadece gülün! Siz bana güvenin! Gülün ve gerisine karışmayın, hayatı akışına bırakın. Tamam, ben de dik dik bakmayacağım sokakta karşılaşınca sizinle. Tamam, söz verdim işte aa! (:
Şimdi duş alıp sokağa çıkıyorum. Bakın arkamı döner dönmez bu yazıyı hiç okumamış gibi aynı hataları yapmaya devam etmeyin.
Kendinize güvenin!




10 Mart 2013 Pazar

bir saniye bakabilir misin tekrar? (çok pis atar yapacağım ona göre hazırla kendini okumadan)

hiç hayatından kendinden vazgeçmedin mi?
bu kadar korkak olman! gözlerinin böylesine kör olması!
e neyi yaşıyorsun sen peki„ ne kadar tanıyorsun kendini?
tanımıyorsun ki…
bir boşluğun peşinde yaşamak senin yaptığın
e daha kolay!…
o kadar korkmuşsun ki o at gözlükleri yüzünden göremediğin her noktadan..
kaybetmişsin bugün benliğini..
sen sen değilsin!

tanıma kendini, hayatını, yasama ask diye adlandırdığın aciz duygularını…
fark etmez çünkü senin için.
ölemezsin sen, için parçalanmaz senin, çünkü böylesine uç noktalara gidemezsin…
çünkü kendinden vazgeçemezsin sen.
sen sen değilsin ki, (korkundan) sürüklenmek daha kolayına gelmiş öyle yaşayıp gidiyorsun işte.. daha çok kork daha çok kork ki dünya denilen bu yer senin gibiler yüzünden daha çok grileşsin…
korkak insanlar o kadar fazla ki.
nasıl hayat bulur burada zaten renkler.
asklar..
sevişmeler..
benimki koskoca -asla duyulmayacak- bir garip isyan…
coğu insan tarafından gereksiz romantik bulunup bir kenarda tutulan..

canımızı boşa sıkmayalım olmaz mı?

Sizce erkekler için yaptığımız şeyler biraz fazla değil mi?
Bu "şeyler"i bir gözden geçirelim ...
Güçlü güzel herkesin beğendiği o kadın olacaksın.
Çok seveceksin ama öyle aşırı ilgilenmeyeceksin.
Kıskandığını sakın ha belli etmeyeceksin.
O mesaj atmadan sen mesaj atmayacaksın, çatlasan da ölsen de meraktan  yine de ilk onun atmasını bekleyeceksin.
Cool tipi oynayacaksın onu peşinden koşturacaksın, ama çok da abartmayacaksın sıkılmasın ve daha önemlisi oyun olduğunu anlamasın.
Çok içip sarhoş olmayacaksın.
Erkek arkadaşlarıyla muhabbetini derinleştireceksin, seni çok beğensinler, çok zeki, çok eğlenceli olduğunu görsünler böylece onun gözünde daha çok büyüyeceksin.
Onunla gitmek istediğin bir yer varsa onu üstünkörü davet edeceksin gelmezse tek başına gideceksin, onun gözünde istikrarlı ve kararlı bir kadın olacaksın.
Ve daha yapabileceğimiz onlarca şey var az çok hâkimiz bu konuya değil mi?
Bunları yapmayıp aşkınızı yaşamaya karar verirseniz, birkaç gün sonra bir bakarsınız ki onun peşinden koşuyorsunuz. Ah sizi temin ediyorum bu saatten sonra da inanın ki sizi annesiyle karıştırır o adam ve başkalarına yönelir.

Peki ya özgür olmak, istediğimiz erkekle istediğimiz zamanı geçirmek varken, neden böyle oyunlara girer kendimizi yorarız sadece bir tanesi için? Biz çalışıyoruz para kazanıyoruz. Onlar kadar özgürüz artık ve istediğimiz zaman istediğimizi yapma hakkına da gayet tabi sahibiz! Evet, özgürce sevişmek varken neden böyle ıvır zıvırlarla uğraşırız? Yoksa gerçekten kadınlar olarak böyle bir yapıya mı sahibiz? Bizler tek eşli mi yaratılmışız?
Ahh hiç sanmıyorum!
Sadece bazılarımız, birilerine bağlılık yemini etmeye her daim ihtiyacı olanlardan bahsediyorum, mutsuzluğu kendine dost edinmiş ve onsuz bir hayat düşünemez olmuş.
Acılarını diğerleriyle paylaşarak istediği ilgiye kavuşan kişinin daha fazla bir şey yapmasına gerek kalmıyor öyle değil mi?
Mutlaka çevrenizde bu bahsettiğim mutsuz insanlar vardır.
Ama onların artık sizin mutluluğunuza gölge düşürmelerine engel olmanız gerekmez mi?
Mutsuz bir kadın görürseniz hemen oradan uzaklaşın ve arkanıza bakmayın.
İlişkiler artık birbirini aldatma ve yalan üzerine kuruluyor buna gerek var mı?
İnanın bana yok. bir hiç uğruna hayatınızı tüketmekten vazgeçin ve lütfen artık sokağa çıkıp gerçek hayata gerçek insanlara karışın!
Güzelsiniz, zekisiniz bir adamı elinizde tutacaksınız diye türlü türlü oyunlar çevirmenize gerek yok!
Erkekler biraz, nasıl desem, saf oluyorlar. Birini mi beğendiniz bu hamleleri o hiç tanımadığınız yakışıklıya yapın. Bir bakmışsınız ki bir süre sonra o adam size kur yapıyor…
Canınız mı sıkıldı onu siz bırakacaksınız! Olayın güzel yanı bu! Birine bağlanıp hayatınızı mahvetmeyin!
Siz daha iyilerine laiksiniz, içinizdeki şu kadını artık daha fazla iteleyip kakalayıp durmayın, onu özgür bırakın. İstediğiniz gibi yaşayın, istediğiniz gibi sevişin. Kimsenin size hesap sormasına izin vermeyin. Ve hatta o bahsettiğim mutsuz kadınları kendinizden bir an evvel uzaklaştırın. 
Aslındaaa onlar sizden uzaklaşacak zaten. Bakın, büyük olasılıkla bu mutsuz kadınların uzun ilişkileri vardır. Siz özgürlüğünüz ilan ettiğinizde, isteseniz de istemeseniz de artık onlar için birer tehdit haline geleceksiniz. Uzun bir ilişkide sıkışıp kalmış kadın istediğini yapmadığı ve onun partnerinin sizinle sevişme olasılığı olduğu için çok büyük bir tehditsiniz! Evet, doğru sevgili uzun ilişki yanlısı, sen ona seve seve sadakatini sunarken bir erkek bunu yapmaz. Erkekler bir kadına takılıp kalmazlar…
O yüzden artık gözlerinizi açın ve hayatınızı yaşayın!
“Siz buna değersiniz” inanın!









ben bu dünyanın devr-i devranını,izzet-i nefsini s..k..yim,
yansın bu ibneler su veren itfayenin hortumunu s..k..yim,
ben delimiyim mecnun gibi bir am için çöllere düşeyim,
verirse verir, vermezse leylayı da s..k..yim.


bir yazı ancak bu kadar doğru, bu kadar net, bu kadar anlamlı olabilirdi!